4 Mayıs 2012 Cuma

Huzur İçinde Yat Dr Socrates


(Futbol yıllar önce şimdiki kadar kirli değildi benim için. Severdim. İşte o yıllardan anımsadığım büyük yıldız Socrates'in öldüğünü öğrendiğim gün yazmıştım bu yazıyı...)



Bugün 40’lı yaşlarında olan ve futbolla biraz olsun ilgilenen herkes için şüphesiz 1982 Dünya Kupasına katılan Brezilya Takımı çok özeldir. Bir kere bu takım tartışmasız gelmiş geçmiş en güzel futbol oynayan takımlardan biridir. Fakat o güzel futboluna ve kadrosundaki onca yıldıza rağmen yine bu takım maalesef o yıl kupayı kaldıramamıştır. Tüm futbolseverler için Brezilya’nın 1982 Dünya Kupasından elendiği o an fazlasıyla buruk bir andır.

Dün öğleden sonra haberlere 1982’deki o özel takımın en önemli oyuncularından birinin tedavi görmekte olduğu hastanede 57 yaşında yaşama veda ettiği haberi düştü. Dr Socrates vefat etmişti. 1982de Brezilya için hissettiğim o burukluğu bu kez o “özel” takımın kaptanı Tıp Doktoru, Entelektüel,  Aktivist, Yazar, Köşe Yazarı ve futbol tarihinin en iyi orta saha oyuncularında Socrates için hissettim. Bandana ile toplanmış uzun saçları ve sakalları, futbol için fazlasıyla uzun 194 cm boyuyla, 1982’de İspanya’daki Dünya Kupasında eski SSCB’nin efsane kalecisi Dassaev’i çaresiz bıraktığı gol sonrası sevinci belirdi gözlerimin önünde…

19 Şubat 1954'de Amazon'un "giriş kapısı" Belem de Paro şehrinde doğan Socrates (Socrates Brasileiro Sampaio de Souza Vieira de Oliveira) kesinlikle sıradığı bir futbolcuydu.

Socrates profesyonel olarak futbol oynamaya 1974 yılında Ribeirão Preto şehrinde Botafogo takımında başladı.

Brezilya’nın en kalabalık şehri Sao Paulo’nun Kuzeydoğusunda yer alan Ribeirão Preto, Socrates’in futbolu bırakmasının ardından düne kadar da yaşadığı şehir aynı zamanda.
Socrates profesyonel futbol kariyerine devam ederken aynı zamanda da Tıp Fakültesine devam eden ve diploma alan büyük olasılıkla tüm dünyada bu seviyedeki tek oyuncuydu. İlk takımı Botafogo’da oynarken Brezilya’nın en iyi 3 Tıp Okulundan biri olarak gösterilen Faculdade de Medicina de Ribeirão Preto’dan mezun oldu.

Tıp Fakültesinde okuduğu yıllarda dersleri nedeniyle diğer arkadaşları kadar çok idman yapamıyordu ama yine de takımın en önemli oyuncularından biri olmuştu. 1978 yılında kariyerinin en önemli yıllarını geçirdiği Sao Paulo Corinthians takımına transfer oldu. Bu takımda 6 yıl oynayan Socrates yer aldığı 297 maçta 172 gol attı. Ardından İtalya’da Fiorentina ve yine Brezilya’da Flamengo ve Santos takımlarında forma giydikten sonra 1989 yılında 35 yaşındayken futbola veda etti.

Corinthians takımında oynadığı yıllar Brezilya’yı 1964-1985 yılları arasında yöneten Dikta rejiminin son yıllarıydı. Çocukluk kahramanları sorulduğunda; “Che Guevera, Fidel Castro ve John Lennon” yanıtını veren Socrates için Dikta rejimine karşı çıkmamak olası değildi.

Bu ortamda takım arkadaşı savunma oyuncusu Wladimir ile birlikte Corinthians Demokrasi Hareketi’ni başlattılar. Bu hareket doğrultusunda takım oyuncuları, teknik ekip ve yöneticiler takıma ilişkin tüm kararları oylama yaparak birlikte alıyorlardı. Bu yenilikçi ve ideolojik hareket mevcut dikta rejimine karşı küçük ama ses getiren bir direnişe de dönüştü. Maçlara sırtlarında “Democracia” yazılı formalarla çıktılar. 1982 yılında sırtlarında taraftarları 1964’den o güne dek ilk kez yapılacak olan çok partili seçimlerde oy kullanmaya teşvik edecek “15’inde Oy Verin” yazıyordu…

2010 yılında BBC’ye şöyle demişti; “Popüler futbol oyuncusu olarak insanlar bana bir güç verdiler. İnsanların konuşacak güçleri yoksa eğer ben onlar adına konuşabilirim. Ben diğer tarafta, yani o insanların tarafında olmazsam eğer benim görüşlerimi dinleyecek hiç kimse olmaz…” 

Futbol kariyerinin ardından 1989’dan itibaren Ribeirão Preto’da hekimlik yapmaya başladı. Gazete ver dergilerde futbol, politika ve ekonomi hakkında makaleler yazıyordu. Tamamlayamadığı, Brezilya’da yapılacak olan 2014 Dünya Kupasında geçen bir romanı vardı…

Socrates kesinlikle sıra dışı bir futbolcuydu. Kariyeri boyunca günde 2 paket sigara içti. Aşırı miktarlarda alkol alırdı. Erken yaşta ölümüne neden olan da aşırı alkol tüketimine bağlı karaciğer rahatsızlığıydı zaten.

Socrates 6 çocuğundan birine Fidel ismini koymuştu. Fidel Castro’ya olan hayranlığından ötürü.  Bu konuyla ilgili bir keresinde şöyle demişti; Oğullarımdan birine Fidel adını koyduğumda annem Bir çocuk için biraz fazla güçlü bir isim değil mi? diye sormuştu. Ben de dedim ki; “Anne lütfen bana yaptığına bir bakar mısın? Bana Socrates adını verdin…

Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi orta saha oyuncularından biriydi tartışmasız, maalesef Dünya Kupasını hiç ellerine alamadı, ama her zaman çok sevilen bir futbolcu oldu.

Ülkemdeki kirlenmiş futbol dünyası içinde de keşke böyle “güzel” adamlar olsa dediğim biriydi Dr Socrates…

Huzur içinde yatsın.

5 Aralık, 2011

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder