2 Aralık 2012 Pazar

Bhutan Yazıları 4


Başkent Thimphu ve Bhutan'ın mesafe tanımayan Okçuları



Yemek Sonrası Başkent Thimpu’nun en fazla 4 katlı tipik Bhutan tarzında inşa edilmiş binalarıyla çevrili ana caddesinde gruptan ayrılıp küçük bir tur attım, fotoğraf çektim. Sokaklarda yürürken birkaç saat önce gezideki dostlardan Dr Mithat Bozdayı’nın sorduğu sorunun yanıtını düşündüm. “Kültürel mirası korumak adına şehirdeki tüm binaların aynı mimari tarzda inşa edilmesini şart koşmak ne kadar doğru?” diye sormuştu…

Gerçekten de tüm binaların aynı tarzda yapılması Bana da biraz “sıkıcı” geldi… Tapınaklar ve Devlete ait binalar neyse de konutlar hatta Banka, Pasaj, Toyota Showroom’u gibi ticari binaların bile aynı stilde olması, aynı mimari motifleri taşıması sanki biraz ülke mimarisinin özgünlüğünü korumanın ötesinde faşizan bir baskı gibi… Ya da belki Bizler klasik dokunun, mimarinin korunup cazibe merkezi haline getirildiği Eski Şehir’lerin yanında yükselen modern binalara, gösterişli alışveriş merkezlerine veya gökdelenlere alıştık. (Eski Şehir’lerin korunduğu derken ülkemden söz etmiyorum maalesef…)

Bhutan dilinde Datse denen Okçuluk Bhutan’ın Milli Sporu. Fakat Bhutan’da bir okçuluk müsabakası izledikten sonra bunu sadece bir spor olarak görmemeniz gerektiğini anlıyorsunuz.

Okçuluk müsakabakası izlemek için Thimpu’nun Changlimithang stadyumunun hemen yanıbaşındaki bir alana gittik.


Yarışacak 2 takım birbirlerinden yaklaşık 140 metre mesafe uzaklıktaki birer hedef tahtasının etrafında toplanıyorlar. Okçular, üzerlerinde yerel giysileri Gho’ları olduğu halde diğer takımın bulunduğu taraftaki hedefe oklarını atıyorlar. Yani mesafe yaklaşık 140 metre…  Ve adeta hedefi görmek bile zorken Bhutan’lı okçular bu mesafeden hedefi tam ortadan vurabiliyorlar. Bir yarışmacı hedefi vurduğunda diğer takım hedef tahtasına saplanmış okun karşısına geçip dans edip şarkı söyledikleri bir ritüel gerçekleştiriyor. Keza eğer ok hedef tahtasına denk gelmez ise yine farklı bir ritüelleri var ki; bunu dönüp diğer takıma doğru yapıyorlar ve alay dolu bir içeriği olduğunu anlamak için Bhutan dilini anlamak gerekmiyor. Bu haliyle bir okçuluk müsabakasını izlemek inanılmaz keyifliydi…

Tipik Giysisi ve Belinden Sarkan Hedefi Vurduğunun Göstergesi
Renkli Eşarplar ile Bhutan'lı bir Okçu  

Hedefi Vuran Ok'un Ardından Yapılan Ritüel

Hedefi Görebiliyor musunuz?
(Trongsa'dan...)


Yarışma esnasında okçuların bellerinden sallanan renkli eşarplar önceki atışlarının sonuçlarını gösteriyormuş. Hedef tahtasını vuran okun tam hedefe olan yakınlığına göre farklı renkler. Geleneksel olarak kullandıkları yaylar gerebilmek için oldukça güç gerektiren bambu kamışından yakılma yaylarmış fakat bizim gördüklerimiz –ve büyük ihtimal artık çok daha sık kullanılan- modern karbon fiber yaylardı.


Hedefin Hemen Yanındaki Cesur Bhutan'lı Okçular...
(Trongs'dan...)


Bhutan tarzı Okçuluk’da takım elemanları kanımca oldukça cesurlar da. Karşı takım okunu atarken ya hedefe fazlasıyla yakın ufak bir duvarın arkasında duruyorlar ya da daha sonra Trongsa’da göreceğimiz gibi yine hedefe çok yakın açıkta öylece duruyorlar… 

Okçuluk da bu kadar ileri olan Bhutan’ın maalesef 1984’den beri katıldığı Olimpiyatlarda bu alanda bir madalyası yokmuş, belki de Olimpiyatlardaki müsabakalarda hedefler alıştıkları mesafelere kıyasla çok daha yakındır…

Thimphu’dan Paro’ya geçmeden önce son olarak şehre yaklaşık 5 km mesafedeki Simtokha Dzong’u ziyaret ettik. Burası 1629 yılında Bhutan’ı bir ülke halinde birleştiren Ngawang Namgyal tarafından inşa edilmiş ve resmi adı da Sangak Zabdhon Phodrang ki bu da “Gizli Mantraların Derin Anlamlarının Sarayı”  demekmiş...Özelliği Bhutan’daki ilk Dzong olması. Bu önemli tarihi yapının hemen yanında Dzongkha (Bhutan Dili) Öğrenim Enstitüsü binası var. 

Simtokha Dzong

Dzongkha Öğrenim Enstitüsü

Thangtong Gyalpo
Thimphu’yu geride bırakıp bir sonraki durağımız Paro’ya doğru yola çıkıyoruz. Paro’ya doğru yolun sağında nehrin hemen karşısında bir tepe üzerine kurulmuş Tamchhog Lhakhang tapınağı Çıkıyor karşımıza. Fakat görmek istediğimiz ünlü Tibetli “Köprü İnşa Eden” Thangtong Gyalpo’nun soyundan gelen kişilere ait bu özel tapınak değil. Bhutan tarihinde önemli yeri olan bir şahsiyet Thangtong Gyalpo tarafından yolun hemen kenarındaki Pa Chhu (Pa Nehri) üzerine inşa edilmiş 15. Yüzyıldan kalma demir asma köprü asıl görmek istediğimiz… 

1385-1464 yılları arasında yaşamış olan Tibetli Gyalpo; bir Budist Master olduğu kadar, yogi, hekim, demirci, mimar ve çağının oldukça ilerisinde bir mühendismiş de. Kendisi ağır demir zincirler kullanarak asma köprüler inşa eden ilk kişi olarak biliniyor. Tibet ve Bhutan’da inşa ettiği 108 köprü nedeniyle The Iron Bridge Lama; yani Demir Köprü Lama'sı lakabını almış. (Lama; Budist Keşiş demek bu arada...)


Thangthong Gyalpo'nun İnşa Ettiği Köprü

Bu Da Köprünün Zemini...

Gyalpo Ustanın köprüsünü görüp, üzerinde yürüyüp, bir sürü de fotoğrafını çektikten sonra Paro’ya doğru yola düştük.

Paro, Havalimanı ile meşhur küçük bir sevimli bir şehir (Paro Havalimanı’ndan daha sonra söz edeceğim…). Otelimiz Olathang’a gitmeden önce şehir merkezinde alışverişe takıldık.

Paro Şehir Merkezindeki ana cadde ne alakaysa bana Amerikan filmlerindeki Kovboy kasabalarını anımsattı. Pek de uzun sayılamayacak bir ana cadde, iki tarafında en fazla 2 katlı binalar. Sanki tek fark binaların tipik Bhutan’a özgü mimariyle inşa edilmiş olması…

Paro'nun Ana Caddesi

Yolun 2 tarafındaki dükkânların neredeyse tamamı hediyelik eşya satan mağazalardı ve grup olarak hepsini görmemiz gerekiyordu… Küçük bir uyarı; Bhutan’da hediyelik eşyalar oldukça pahalı ve kesinlikle pazarlık yapma şansınız yok; Sözgelimi Gezgin klasiği küçük bir magnet bile; 500-550 Ngultrum ki yaklaşık 10 USD ediyor. Bu arada Bhutan'ın para birimi Ngultrum (simgesi BTN) ve Hindistan Rupi'si ile eşitlenmiş. 1 USD yaklaşık 54 Ngultrum yapıyor...

5 ve 10 Ngultrum'luk 
Banknotlar
Birazcık alışveriş yapıp ve biraz da caddede bir aşağı bir yukarı öylece dolaşıp etrafımdaki her şeyi keyifle izledikten sonra otelimize gittik. Hotel Olathang, 1974 yılında 4. Kral’ın Taç Giyme Töreni için inşa edilmiş, bir bina kısmı bir de harika bir ormanın içerinde bungalov tarzı odaları olan güzel bir hotel…

Ertesi gün Paro'yu gezeceğiz ve bir sonraki gün de Bhutan'daki en önemli tapınak olan Tiger's Nest'e gidiyoruz. "Katırlarla mı çıksak yoksa yürüsek mi?" tartışması grubun en güncel tartışması...






Sürecek





3 yorum:

  1. görmüş kadar oldum :)

    YanıtlaSil
  2. Iron Bridge'de ben de yürümek isterdim.Oradaki fotoğraflarınızı da ekleyecek misin?

    YanıtlaSil
  3. Tiger's Nest'i anlatacağın bölümü merakla bekliyorum

    YanıtlaSil