25 Mart 2013 Pazartesi

Buenos Aires'te Son Saatler


Bölüm 3


Buenos Aires'te Son Saatler...


Tekne gezisi sonrası bir yarım saat Tigre sokaklarında dolaştık. Dolaşmak dediysem minibüsümüz gelene kadar bir yarım saat bulunduğumuz bölgedeki daha çok ev eşya ve aksesuarları satan dükkânlar arasında gezindik. Hava çok sıcaktı ve bir an önce Buenos Aires’e dönmek istiyordum. Bu şehirde kalan son saatlerimizi Tigre’de harcamak pek cazip gelmiyordu açıkçası...

Tigre'den...

Arjantin'de çok beğendiğim Graffiti Art'ın yaratıcılarından

Güzel kareleri yakalamalı, değil mi?

Dönüş yolunda San Isidro bölgesinin Kolonyal tarzı evlerini pencereden izleyerek ulaşıyoruz Buenos Aires’e ve direk öğle yemeğine geçiyoruz. Öğle yemeği yediğimiz restoran; "Almacen y Restaurant Suipacha" yemeklerinden çok dekorasyonu ile anımsayacağım bir mekan.


Suipacha Restorandan bir kare...

Obelisk’e ve dolayısıyla otelimize yürüme mesafesindeki restorandan çıktıktan sonra akşama kadar serbestiz. Akşam yemeği için saat 8'de San Telmo’da Plaza Dorrego’da buluşacağız… (Bilindik buluşma yerlerinden olduğunu söylemiştim değil mi?)

Sömürgeci İspanyolların Güney Amerika’da belki de yaptıkları tek iyi şey inanılmaz bir düzen içerisinde planladıkları şehirler. Buenos Aires’te bunlardan biri. Şehir haritasını açtığınızda cadde ve sokakların adeta bir ızgara ya da kareli kâğıt gibi yerleştirildiğini görüyorsunuz. Bu yüzden haritanız varsa eğer, bu şehirde kaybolmanız pek olası değil… Bir de Buenos Aires’te cadde ve sokakların numaraları değil isimleri var. Bu tarz şehirleri hep sevmişimdir, numaralar yerine isimler çok daha özel yapıyorlar verildikleri o caddeleri, sokakları. Tabii ki o şehri de…

Corrientes caddesindeki restorandan çıktıktan sonra Puerto Madero yani deniz yönünde 4 blok yürüyüp Florida Caddesine ulaştık. (Bu arada deniz değil, nehir. Deniz derseniz sizi düzeltebilirler. Plata Nehri yaklaşık 290 km uzunluğunda 220 km genişliğinde bir ağızla Atlas Okyanusuyla birleşiyor. Yani Buenos Aires denizden bir hayli uzakta… Her ne kadar nehir kenarına geldiğinizde karşınızdakinin bir deniz olduğunu düşünseniz de karşınızdaki Rio de Plata…)

Florida Caddesi (Calle Florida) araç trafiğine kapalı, genellikle şık mağazaların yer aldığı bir cadde. Caddenin tarihi şehrin ilk kurulduğu 1580’lere kadar gidiyormuş. O günlerdeki Rio de Plata nehrinin kıyısından tepeye doğru çıkan bir patikadan bugünkü haline ulaşmış…

Corrientes Florida Caddesi’ni neredeyse tam ortasından kesiyor. Corrientes Florida kavşağından kuzey yönünde caddeye dalıp insan kalabalığına karışıyoruz. Birkaç blok ilerledikten sonra hedefimiz karşımızda; Galerias Pacifico…


Galerias Pasifico'ya Florida Caddesinden giriş

Galerias Pasifico isimli alışveriş merkezi ilk olarak 1889’da, Paris’teki ünlü “Le Bon Marche” mağazası model alınarak inşa edilmiş. Ardından 1896’da bir bölümü Ulusal Güzel Sanatlar Müzesi –Museo Nacional de Bellas Artes- olarak düzenlenmiş. 1945’de bina elden geçirilmiş ve 5 farklı sanatçının yaptığı 12 fresk ile yeniden dekore edilmiş.

Binanın tarihinde karanlık bir dönem de var; 1987 yılında bir film ekibi binanın bodrum katında çekim yaparken gizli bir bölme keşfetmiş. Bölme incelendiğinde 1976 ile 1983 yılları arasındaki Askeri Cunta döneminde binanın bodrumlarının işkence merkezi olarak kullanıldığı ortaya çıkmış…

Bina uzun yıllar terk edildikten sonra 1991 yılında Galerias Pasifico ismiyle renove edilip yeniden açılmış.  Bu renovasyon sırasında alışveriş merkezine yeni freskler de eklenmiş.

Galerias Pasifico

Galerias Pasifico'nun zemin katı ve tavanda ünlü freskleri

Bu muhteşem fresklerin bir fotoğrafını daha paylaşmalı sanırım...

Galeria Pasifico'nun zemin katında karşıma çıkan bu fresk de sanki binanın 
karanlık günlerini unutturmamak adına yapılmış

Galerias Pasifico’nun zemin katındaki kafede bir kahve içimi soluklandıktan sonra yeniden Florida caddesine dönüp bu kez geldiğimiz yöne yürüyoruz. Sonraki hedef Plaza de Mayo’ya 8-9 blok var.

Florida Caddesinde bir de dondurma molası veriyoruz. Via Flaminia isimli dondurmacının dondurmaları nefis gerçekten…

Via Flaminia; Büyük özel çikolata soslu külah dolusu dondurma 30 Peso; yaklaşık 7.5 TL

Plaza de Mayo’dan Mayo Caddesine –Avenida de Mayo- sapıp Cafe Tortoni’yi buluyoruz. Cafe Tortoni 1858 yılında açılmış ve tüm Arjantin’deki en eski kafe. Burası bir dönem dünyaca ünlü Tango şarkıcısı Carlos Gardel ve yazar Jose Luis Borges gibi Buenos Aires entelijansiyasının önde gelenlerinin takıldığı bir mekanmış. 

Cafe Tortoni

Cafe Tortoni'nin bir köşesinde yer alan balmumu heykeller. Kafenin ünlü 
müdavimleri; Borges, Gardel ve Şair Alfonsina Storni

Cafe Tortoni’nin kapı komşusu ise Tango Müzesi; Museo del Tango. Ücretsiz olarak gezebileceğiniz bu müzede tango tarihinden afişler, ünlü tangocuların kullandığı ayakkabılar ve aksesuarlar ya da eski plaklar sergileniyor. Tango sevdalıları için birebir.

Tango Müzesinde de birkaç fotoğraf çektim tabii ki; 




Cafe Tortoni’de bir kahve içtikten sonra düştük yollara. Önce Belgrano Caddesine kadar birkaç blok, ardından da Belgrano’nun Paseo Colon caddesi ile kesiştiği kavşağa kadar birkaç blok daha yürüdük. Oradan da yaklaşık 10 blokluk uzunca bir yürüyüşle hava kararmaya yüz tutmuşken buluşma saatimizden hemen önce San Telmo’nun kalbi Plaza Dorrego’ya vardık.


Av. Belgrano'dan (Belgrano Caddesi)

Yürüyüş rotamızda karşımıza çıkan Convento de Santo Domingo Kilisesi

Akşam yemeği Plaza Dorrego’ya çok yakın El Desnivel Restorandaydı. Bizdeki ocakbaşı restoranları andıran El Desnivel’de menüde Chorizo vardı...

El Desnivel'de Chorizo'larımız pişerken...

Restoran çıkışı otele gidiyoruz. Yarın erken kalkacağız; Iguazu’ya uçuyoruz…

Buenos Aires’e daha çok zaman ayırmalı şüphesiz. Ancak tur programı çok yoğun. Kim bilir? Belki yolum bir daha düşer bu şehre. Kalanını o zaman yazmak üzere diyorum o halde…




Sürecek


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder