28 Mart 2013 Perşembe

Muhteşem Iguazu, Arjantin Tarafı



Arjantin ve Patagonya'da 2 Hafta



Bölüm 5



Iguazu Ulusal Parkı Arjantin Tarafı giriş bileti; 170 Peso -yaklaşık 25 USD-


Yukarı Iguazu Nehri, Arjantin ve Brezilya sınırındaki tropikal ormanların yanı başında, birkaç kilometre genişlikteki bir dizi uçurum boyunca Aşağı Iguazu Nehrine dökülerek Cataratas Iguazu’yu yani Iguazu Şelalelerini oluşturuyor.

Iguazu’nun Arjantin tarafını gezeceğimiz sabah kafamda şöyle bir soru var… İstisnasız herkes Arjantin tarafının daha güzel olduğunu söylüyor. Dün Brezilya tarafında karşılaştığım muhteşem görüntülerden sonra; "Daha ne kadar güzel olabilir ki?"  

Iguazu Ulusal Parkı, Arjantin Tarafı Girişi

Park girişinden sonra önce bizi Garganta İstasyonuna taşıyacak minik tirene binmek üzere Merkez İstasyona kadar yürüyoruz. Yarım saatte bir kalkan trenle yaptığımız 15 dakikalık keyifli seyahatin ardından Paseo Garganta del Diablo denilen patikaya yöneliyoruz. (Patika dediysem de aslında Yukarı Iguazu Nehri üzerinde, dar bir iskele gibi uzayıp giden, ızgara zeminli bir yürüyüş yolu)

Merkezden Garganta İstasyonuna giden tren

1100 mere uzunluğundaki Şeytanın Boğazına giden yürüyüş yolu; Paseo Garganta del Diablo

Garganta del Diablo'ya en yakın platforma varmadan hemen önce

Patikanın sonundaki Garganto del Diablo –Yani; Şeytanın Boğazı- Yukarı Iguazu nehrinin neredeyse yarısının döküldüğü yarımay şeklinde dar bir yarık. Buradan saniyede 1800 metreküplük su kütlesi 70 metre aşağıya dökülüyormuş… Patikanın sonundaki platformda bu gücü daha başlangıcındayken bile hissedebiliyorsunuz. O son noktadaki platformda fotoğraf çekmek ise, eğer makinenizi gözden çıkarmadıysanız pek olası değil.

Yukarı Iguazu Nehri'nin 70 metre aşağıya döküldüğü Garganta del Diablo -Şeytanın Boğazı

Bir kez daha; Garganta del Diablo

Aynı yoldan geriye dönerken bu kez Iguazu’nun “arsız” kelebekleriyle tanışıyorum. Rengârenk ve değişik boylardaki bu kelebekler korku nedir bilmiyorlar sanki. Makinenizin objektifini diplerine kadar yaklaştırdığınızda bile kaçmıyorlar. Sırt çantanıza, omuzlarınıza ve hatta ellerinize bile konmaktan çekinmiyorlar.

Iguazu'nun kelebekleri - ki 250'den fazla türde kelebek varmış -;




Iguazu Ulusal Parkının kelebekler dışında da faunası oldukça zengin. 
Park yüzlerce farklı türde kuşa ev sahipliği yapıyormuş...


Geri dönmek üzere tren beklerken etrafımızdaki çok sayıdaki coati'yi fark ediyoruz. Coati, rakun benzeri pençeli bir hayvan. Her ne kadar çok sevimli görünseler de tehlikeli olabiliyorlarmış. Özellikle ziyaretçilerin ellerindeki yiyeceklere saldırmaları sıklıkla görülebilen bir durummuş…

Coati 

Coati'ler insanların arasında gereksiz rahatlar...

Bu sevimli hayvanların Kuduz virüsü taşıyıcısı olduğuna kim inanır ki?

       Iguazu Ulusal Parkının pek çok yerinde Coati'lere karşı uyaran tabelalar var

Garganto del Diablo'nun ardından çok özel bir tura katıldık; Gran Aventura yani "Büyük Macera"… Önce bir Unimog kamyonun kasasındaki koltuklarda yerimizi aldık. Sonra kamyon Jungle’ın içinde toprak bir yolda ilerlemeye başladı. Bize eşlik eden rehber yaklaşık 20-25 dakika süren yol boyunca Iguazu ve tropikal yağmur ormanları, özellikle de fauna ve floraları hakkında bilgiler verdi. 

Uygarlığa bu denli yakınken bile üzerinde ilerlediğimiz toprak yolun sınırındaki jungle o kadar yoğun, o kadar geçit vermez görünüyor ki insan biraz ürküyor doğrusu. Fakat bu ürksem de Amazon’u yakından görme hayalim bu görüntülerle besleniyor…

Jungle macerasından hemen sonra merdivenlerden aşağıya maceranın kalanı için Aşağı Iguazu nehrinin üzerindeki iskeleye varıyoruz. Aşağı Iguazu Nehrinin kıyısında, şelalelerin ortasında kalmış kara parçası San Martin adasının –Isla San Martin- karşısındayız. Şelalelere doğru yapacağımız tekne gezisi için can yeleklerimizi takıyoruz. Görevliler herkese birer torba veriyorlar. Ayakkabılarımızı ve fotoğraf makinelerimiz sudan korumak için bu torbalara koyup ağızlarını da sımsıkı kapatacağız. Çünkü birazdan tekneyle neredeyse şelalenin altına kadar girip sırılsıklam olacağız! 

"Gran Aventura" Büyük Maceranın ilk bölümünde bindiğimiz Mercedes Unimog

Amazon'a gitmeli!

Şelalelerin altına gitmek üzere tekneye gidiş...

Teknemiz Puerto Macuco isimli küçük iskeleden hareket edip önce muhteşem manzaralar eşliğinde bir tur yapıyoruz. Daha sonra görevliler bizi ayakkabılarımızı ve fotoğraf makinelerimizi yanımızdaki torbalara koymamız konusunda uyarıyor. Ardından şelalelerden Salto San Martin ve Salto Bernabe Mendez isimli olanlarının oluşturduğu havuzda, San Martin'e neredeyse yukarıdan dökülen sularının altına girecek kadar yaklaşıyoruz. Iguazu’nun suları üzerinize büyük bir gürültü ve hızla iniyor. Hatta şelaleye en yakın olduğunuz o noktada gözlerinizi açmanız bile mümkün değil. Bir yandan sırılsıklam ıslanırken diğer bir yandan da yukarıdan dökülen suların ortaya çıkardığı o muhteşem enerjiyi kısa bir süreliğine bile olsa hissedebiliyorsunuz. 

Kaptanımız bu muhteşem deneyimi bize ikinci bir turla bir kez daha yaşattıktan sonra yeniden iskeleye dönüyoruz... (Bu arada tüm bu Gran Aventura deneyiminin bedeli 150 Peso yani 30 USD civarında)  

Uzaklarda Garganta del Diablo; Şeytanın Boğazı

Fotoğraftaki tekne birazdan Salto San Martin isimli Şelalenin döküldüğü soldaki  bölgeye iyice yaklaşacak...

Biz de böyle ıslandık işte!

Sırılsıklam karaya çıktıktan sonra Iguazu manzaralı yürüyüş yollarından aşağıya, tekneden indiğimiz iskeleye kadar uzanan Circuito Inferior boyunca yukarı tırmandık. Ardından yukarıdaki yürüyüş yolu Circuito Superior’un sonuna kadar da 650 metre gidip yol boyunca muhteşem manzaraların keyfini çıkardık. Bu yolun sonundaki platform ise az önce tekne ile ıslandığımız yerin yukarısıydı. ...(Yol boyunca gördüğünüz şelalelerin farklı isimleri var. Iguazu’nun bir planını aşağıda paylaşıyorum. Burada şimdiye kadar anlattıklarım ve izlediğimiz rota hakkında bir fikir sahibi olabilirsiniz…)  

Cataratas de Iguazu (Not: Üzerine tıklayıp iyice büyütebilirsiniz)

Rough Guide serisinden Arjantin kitabında yazdığına göre Iguazu’yu ziyaret etmek için yılın en uygun zamanı “serin” aylar; yani Mart ve Kasım arasıymış. Bu “serin” sözcüğüyle şaka yaptıkları kesin çünkü Mart başında benim gördüğüm sıcak ve insanı boğan, rahatsız eden bir nemdi.

Şelaleler tarihlerinde 2 kez ziyaretçileri hayal kırıklığına uğratmışlar. İlki 1978 yılında; Arjantin’in dünya kupasına ev sahipliği yaptığı, Ulusal Park içerisinde Sheraton otelinin açıldığı ve tüm dünyadan ziyaretçiler beklenirken. O yıl Brezilya’daki kuraklığa bağlı olarak   Iguazu tümden kurumuş… (Kim bilir belki de Brezilya’lılar Arjantin’in Şampiyonluğunu kıskanmışlardır!) Diğeri de 2006’daymış ki Şelalelerdeki su seviyesi damlamaktan biraz fazlaymış…

Yazımın başında; İstisnasız herkes Arjantin tarafının daha güzel olduğunu söylüyor. Dün Brezilya tarafında karşılaştığım muhteşem görüntülerden sonra; "Daha ne kadar güzel olabilir ki?" demiştim. Gerçekten daha güzel olabilirmiş… Iguazu’dan çıkış yoluna ilerlerken düşündüğüm buydu işte.

Çıkamadan hemen önce Iguazu faunasının bir diğer önemli ve sevimli temsilcileri maymunlar küçük bir şov yapıyorlar.

Bu bölümü Iguazu'dan fotoğraflarla bitirmek istiyorum. Sonraki bülümde artık Patagonya'dayız...







Birkaç fotoğraf da fauna üyelerinden;





Ve bu kez gerçekten son fotoğraf; 



Fotoğraftaki yazıda diyor ki: “Ulusal Parkın korunmasından kim sorumlu biliyor musun? Yanıtı öğrenmek istiyorsan aşağıdaki kutuyu aç...”

Kutunun kapağını kaldırıyorsunuz; İçinde bir bir ayna var!


Sürecek...


2 yorum:

  1. Hocam muhteşem görüntüler ellerine sağlık....

    orhun

    YanıtlaSil
  2. Bende sizden 1 ay önce 2 arkadaş sizden farklı olarak Patagonya yerine Uruguay olan bir rota izlemiştik. Kaldığımız otelden yemek yediğimiz yerlere kadar çoğu ortak olan yerler.

    YanıtlaSil