26 Aralık 2013 Perşembe

Antalya BŞB Basketbol Takımı; Yok mu bu takıma sahip çıkacak birileri?




Bu sezon Antalya Büyükşehir Belediyesi (BŞB) Basketbol Takımını ilk kez, kendi sahasında oynadığı ligin 2. haftasındaki Darüşşafaka Doğuş maçında izledim. Ve o gün Antalya BŞB'li Basketbolculara “Ligde kendi sahanızdaki ilk maçınızda kime karşı oynamak istemezsiniz?” diye sorsak sanırım alacağımız tek yanıt Darüşşafaka Doğuş olurdu.

Türkiye Basketbol 2. Liginin (TB2L) bence en büyük şampiyon adayı Darüşşafaka Doğuş, mevcut kadrosuyla Beko Basketbol Liginde bile orta sıraları zorlar desem sanırım abartmış olmam. Koçları Orhun Ene’nin kariyerinden söz etmeme gerek yok. Kadrolarında Bekir Yarangüme, Nedim Yücel, Ersin Görkem gibi ciddi Beko Basketbol Ligi tecrübesi olan oyuncuların yanı sıra TB2L için kariyeri biraz fazla iki de yabancı var;  Oyun kurucu Lynn Greer ve power forvet Lawrence Roberts. Her ikisi de NBA tozu yutmuş bu oyunculardan Greer’i Fenerbahçe’den, Roberts’i ise Anadolu Efes’den tanıyoruz zaten.

O gün Antalya BŞB, Darüşşafaka Doğuş’a 63-78 skorla yenilirken, aradaki fark iki takımın oynadığı basketboldan ziyade bütçeleriydi. Darüşşafaka Doğuş’un kariyerleri “havalı” yabancılarına karşı bizde önceden oynadığı takımlar listesinde neredeyse sadece TB2L takımları olan Henry Antwan Dobie ve kişisel fikrim “olmasa da olur” Damien Lamone Kinloch vardı. Türk oyuncularımızı ise izninizle kıyaslamıyorum…

19 Aralık 2013 Perşembe

Vietnam Laos Kamboçya Seyahatnamesi 5



Adı savaşla özdeşleşmiş uzak ülke; Vietnam

Saigon ve Cu Chi Tünelleri



Başkent değil. Ulusal kahramanlarının anıt mezarına ev sahipliği de yapmıyor. Yine de bu kalabalık şehir Ho Amca’nın ismini taşıyor. Savaş bitip Saigon’un 30 Nisan 1975’de düşmesinden yaklaşık bir yıl sonra, galip Kuzeyliler şehrin adını Saigon’dan Ho Chi Minh’e çevirmişler… Eski anti-komünist, ABD yanlısı şehrin Komünizmin simge isimlerinden Ho Chi Minh’in adını taşıması, nasıl desem biraz zorlama olmuş sanki. Bence Ho Amca hayatta olsa, kesin şehrin adının Saigon olarak kalmasını isterdi...
Ho Chi Mihn’deki ilk gecemde Quan 1’deki (1. Bölge, Paris’teki Arondissement’ler gibi) otelimizin civarında Rolex, Louis Vuitton, Bvlgari ve daha pek çok lüks mağazayı gördüğümde farketmiştim şehrin ismiyle kendisi arasındaki çelişkiyi…

İzninizle bu yazıda Ho Chi Minh yerine Saigon ismini kullanacağım. Neden derseniz hem az önce sözünü ettiğim “çelişki” den, hem de her seferinde Ho Chi Minh yazmak gerçekten çok sıkıcı; 
"Shift-H-o-space bar-shift-C-h-i-space bar-shift-M-i-n-h, yoksa –h-n miydi?"



O Aralık sabahı erkenden çok sevdiğim Hoi An’dan önce yeniden Da Nang’a; havalimanına, oradan da Saigon’a geçtik. Da Nang, Saigon arası yaklaşık 1 saat 15 dakika sürüyor. Saigon’a giriş kapımız, ülkenin en büyük havalimanı; Tan Son Nhat Uluslararası Havalimanı ve kodu da SYG, sanki benim bu şehre Saigon dememi haklı çıkarır gibi…

Vietnam’ın en büyük şehri, dokuz milyonluk Saigon’da dört milyon da motosiklet varmış.  Havalimanından çıkar çıkmaz zaten bunu fark ediyorsunuz. Sanki her yönden üzerinize doğru akan bir motosikletliler ordusu var. Bazıları tek, bazıları 2 kişi, hatta aynı motosiklete 4-5 kişi, çoluk çocuk binenleri bile görmek mümkün, keza motosikletiyle olmadık eşya taşıyanları da. Hatta “Xe Om” denilen motosiklet taksiler bile var. Fakat herkes kasklı. Vietnamlıların ismi Kask Yasası olan bir yasaları ve bu konuda ciddi yaptırımları varmış. Ne diyelim; sokaklarımızda henüz bu kadar çok motosikletli olmasa da darısı başımıza… Bir de onca motosiklet ve onca kask olunca doğal olarak bir de tarz gelişmiş tabii ki; rengârenk, farklı tip ve modellerde o kadar güzel kasklar var ki. Eminim bu ülkede her yıl değişen bir kask modası bile vardır.

12 Aralık 2013 Perşembe

Vietnam Laos Kamboçya Seyahatnamesi 4



Adı savaşla özdeşleşmiş uzak ülke; Vietnam

Hue'den Hoi An'a




Vietnam’da puslu bir havaya uyandığımız o sabah Hue’den Hoi An’a doğru yola çıktık.

Fakat tabii ki bu güzel şehirde biraz daha oyalanmak kaçınılmazdı. Parfüm Nehrini ve nehir boyunda bekleyen gezinti teknelerini izledik bir süre, önceki bölümde sözünü ettiğim Heykeller Parkına kısacık da olsa bir göz attık, meydanda futbol oynayan çocuklara takıldık ve Ho Amca’nın mezun olduğu liseyi gördük. Quoc Hoc ismindeki, yetenekli öğrencileri kabul eden bu lise Vietnam’daki ikinci en eski liseymiş ve ülkedeki eğitim kalitesi açısından da daima ülkenin en iyi üç lisesinden biri olmuş. Ho Chi Minh dışında diğer meşhur mezun da Ngo Dinh Diem… İlginç bir tesadüf; Amerikan Savaşının hemen öncesinde Kuzey Vietnam’ın başındaki Ho Chi Minh ile Güney Vietnam’ın başında olup daha sonra CIA’in organize ettiği darbe sonrası öldürülen Ngo Dinh Diem aynı liseden mezunmuş. Ve hayır; aralarında 11 yaş fark var, yani aynı dönemlerde Hue’deki bu Lisede bulunmuş olamazlar.


Hue, Parfüm Nehri kıyısında gezinti tekneleri

Bir başka açıdan, hafif HDR tarzı tekneler

Parfüm Nehrinden 

Ho Amca'nın da mezun olduğu "Huoc Hoc" Lisesinin girişi


Hue’den Da Nang’a doğru giderken yol üzerinde harika bir plajda mola verdik. Lang Co kilometrelerce uzunluğunda harika kumdan bir plaj. Önceki gün burada yüzme planları yaparken bir anda kapanan hava nedeniyle, mola verdiğimiz tesiste, bir Vietnam kahvesi içimlik oturup manzaranın tadını çıkardık.  

8 Aralık 2013 Pazar

Vietnam Laos Kamboçya Seyahatnamesi 3




Adı savaşla özdeşleşmiş uzak ülke; Vietnam  

Hue 



Haritada Asya kıtasının en sonunda, ince uzun bir yay gibi duran Vietnam’ın ortasında bir şehir Hue. Yukarıdaki, yani Kuzeydeki Hanoi’ye 700, aşağıdaki Ho Chi Mihn ise 680 kilometre mesafede. Parfüm nehrinin kıyılarında ve Kuzey Çin Denizinden birazcık içeride yer alıyor. Singapur'un Changi Havalimanından apar topar satın aldığım Lonely Planet’e göre de Vietnam’ın “Entelektüel, kültürel ve ruhani kalbi”…



Hue, Parfüm Nehri boyunca tekneler.


Sabah erkenden Başkent Hanoi’den yollara düşüp havalimanına, oradan da bir saatten birazcık daha fazla süren uçuşun ardından Hue’nin Phu Bai Uluslararası Havalimanına indik. Hue, Parfüm Nehrinin iki yakasında kurulu ve UNESCO’nun Dünya Mirasları Listesinde yer alan anıtları nedeniyle Vietnam'ın popüler turist destinasyonlarından biri. Parfüm Nehrinin Vietnam dilindeki ismi Song Huong. Sonbaharda nehrin yukarı bölgelerindeki meyve bahçelerinden suya dökülen yapraklar, nehrin adeta bir parfüm gibi kokmasında sebep olurmuş. O yüzden adına Parfüm Nehri denmiş. Günümüzde nehir iyi veya kötü kokmuyor açıkçası. Nehrin ismiyle kendisi arasında henüz bir tezat veya istihza yok yani.

6 Aralık 2013 Cuma

Vietnam Laos Kamboçya Seyahatnamesi 2


Adı savaşla özdeşleşmiş uzak ülke; Vietnam

Halong Körfezi





Efsaneye göre;
Çok eski zamanlarda, ülkeleri daha yeni kurulurken Vietnam Halkı kuzeyden deniz yoluyla gelen istilacılara karşı savaşmak zorunda kalmış.

Ülkenin bu durumuna üzülen İmparator Jade (Yeşimtaşı), ülkelerini savunan Vietnamlılara yardımcı olsun diye gökten Anne Ejderha ve Çocuklarını indirmiş.

Kudretli düşmanlar saldırırken, bir anda ortaya çıkan Anne Ejderha ve Çocukları ağızlarından çıkardıkları dev zümrütlerle geçilmesi imkansız bir savunma hattı oluşturmuşlar. Kutsal ateşleriyle saldırganların gemilerini yakıp kül etmişler. Ejderhalar sayesinde Kuzeyden gelen istilacılar yenilmiş ve bu güzel ülkeye barış gelmiş. Binlerce yıl sonra dev zümrütlerden oluşan o savunma hattı da değişik boyutlarda ve şekillerdeki binlerce adaya dönüşmüş…

Görevlerini tamamlayan ejderhalar göklere dönmeyip bu güzel ülkede kalmışlar. İnsan şekline bürünüp insanlara tarımı, hayvan yetiştirmeyi öğretmişler. Ülkelerini geliştirmelerine, büyütmelerine yardımcı olmuşlar.   

Burada yaşayan insanlar da kendilerine yardım eden bu Ejderhaların anısına Anne Ejderhanın indiği körfeze “Ha Long” yani “İnen Ejderha” ismini vermişler. Körfezin Çocuk Ejderhaların indiği bölümüne ise “Bai Tu Long” demişler ki anlamı da; “Anne Ejderhanın çocuklarına teşekkürler”
(Not; Bu efsanenin farklı versiyonları da var, ama ben en çok bunu sevdim...)


Hanoi’den Ha Long Körfezine doğru giderken, birkaç saat sonra karşılaşacağım muhteşem manzaradan bir haberdim itiraf ediyorum. Otobüs şehir trafiğinden çıkmaya çalışırken aklım birazdan geleceğimiz pirinç tarlalarındaki tipik konik şapkalarıyla çalışan köylüleri görmekteydi. Klasik Vietnam fotoğrafı karesidir ya malum. Fakat zaman yanlıştı, ne kuru pirinç tarlaları hayal ettiğim gibiydi ne de etrafta başlarında tipik şapkalarıyla çalışan köylüler vardı. Bu arada Vietnamlıların o tipik hasırdan yapılma koni şeklindeki şapkalarının ismi; “Non La”