4 Şubat 2014 Salı

Vietnam Laos Kamboçya Seyahatnamesi 8



Bir Aralık günü Başkent Vientane’dan Luang Prabang’a doğru uçmakta olan, yine pervaneli küçük bir uçağın 4A numaralı koltuğunda, pencereden aşağıdaki yemyeşil ormanları izlerken biraz sonra ulaşacağım şehri bu denli seveceğimi bilemezdim… Fakat öyle oldu. Topu topu 3 gece kaldığım bu şehri, tuhaf bir şekilde hala anımsarım, özlerim. Buyurun Luang Prang’dan aklımda kalanlara…



Saklı ve Güzel Ülke; Laos

Luang Prabang


Unesco'nun Dünya Mirasları arasında yer alan güzel şehir Luang Prabang’a öğle saatlerinde vardık. Şehrin kendisiyle aynı ismi taşıyan havalimanından çıkıp kalacağımız otele yöneliyoruz. Yaklaşık 50 Bin nüfuslu, yaşamın bildiğimiz şehirlere kıyasla çok daha yavaş aktığı Luang Prabang'da ilk dikkatimi çeken “trafiksizlik” ve neredeyse her köşe başında karşınıza çıkan turuncu giysili Keşişler.

Kalacağımız Ancient Luangprabang Hotel ilginç bir mekân. Oldukça geniş odalarının numaraları değil Lao burç kuşağından gelen birer ismi var; benimkinin ismi Tiger’dı sözgelimi. Odalar geniş dedim ama banyo ayrı bir bölme halinde ayrılmış değil, odanın bir bölümünde öylece duran bir küvet şeklinde. Fakat söylemeliyim işlevsel olmasa da odanın dekorasyonu çok güzel. Otelin en güzel yanı ise konumu; Luang Prabang’ın meşhur gece pazarının (Night Market) kurulduğu Sisavangvong Road isimli caddenin tam da başında. Bir de benim gibi tatlı seven ve Güneydoğu Asya’da tatlı olarak tropikal meyveler ve bildiğiniz muzla idare etmek zorunda kalanları için iyi haber; şehirde alıştığımız tarzda tatlıları bulabileceğiniz belki de tek pastane otelin hemen alt katında. Meraklısına not; Çikolatalı ve Portakallı kekleri hiç fena değildi.

Bir de otelden hatırımda kalan daha sonraları çok sık karşılaşacağım Lao insanına özgü o saygı ve güler yüzlülük. Resepsiyon görevlisi her karşılaşmamızda, hafif öne eğilip, avuç içleri birbirine gelecek şekilde birleştirdiği ellerini alnına götürerek selamladı beni. Anahtarlarımı alıp verirken de, yine aynı şekilde beni selamladıktan sonra başını eğip, anahtarlarımı daima iki eliyle aynı anda tutarak uzattı. Laos’da kaldığım süre boyunca da bana uzattıkları, anahtar, para, broşür veya küçük bir paket; her ne olursa olsun bu jest devam etti....


Ancient Luang Prabang Hotel'in girişindeki
Laos ve eski SSCB bayrakları...
Hem de SSCB'nın dağılmasından 17 yıl sonra (2008'de)


Luang Prabang'daki ilk durağımız War Wisunalat (veya Vixoun) oldu. Burasının önemi Luang Prabang’daki en eski tapınak olması, 1512 veya 13 yıllarında inşa edilmiş. Bir diğer önemi de, şehir için çok önemli ve kutsal olan Prabang Buda heykeli tapınağın kuruluşundan 1707 yılındaki Vientiane’a taşınmasına kadar burada korunmuş. Daha sonra bu kutsal heykel yeniden evi Luang Pranbang’a dönmüş ve şu anda da Kraliyet Sarayı Müzesinde… Wat Wisunalat'ın arka bahçesinde bir de Büyük Lotus Stupa’sı isimli (That Makmo) farklı mimari özellikleri olan bir tapınak var. Yuvarlak kubbesinden ötürü buraya Karpuz Stupa’sı da deniyormuş.

Yeri gelmişken bu Wat’larla ilgili bir iki şey söylemek isterim. Birincisi her ne kadar bu Wat sözcüğünü tapınak diye çeviriyorsak da aslında Lao insanı için bu Wat’lar tapınaktan çok daha fazlası; dini bir merkez, okul, bir araya gelip sohbet edilen veya sorunların tartışıldığı bir mekân ve hatta basit tedavilerin verildiği bir sağlık evi. Hemen tüm Wat’larda iki salon var. Birincisi Wat’ın Buda heykelinin bulunduğu, insanların gelip ibadet ettikleri ana salon. Diğeri ise sadece Keşişlerin girebildiği ve dini törenlerin yapıldığı salon. (Bunlardan birincisi Assembly Hall -Toplantı Salonu- diğeri ise Ordination Hall -Kutsanma Salonu- diye geçiyor. Türkçeye uyduramadığımdan yazmadım) Ayrıca her bir Wat diğerlerinden farklı olsa da hepsinin içinde Keşişlerin yaşam alanları, kutsal emanetlerin (Relic) saklandığı bölümler ve bir de çan kulesi mevcut.

Wat Wisunalat

Büyük Lotus Stupa, nam-ı diğer Karpuz Stupa'sı

Sonraki Wat; Wat Aham çok da ilgimi çekmemiş olmalı ki hiç fotoğrafını çekmemişim. Bu kadar erken sıkılmamalıydım diye düşündüm bu satırları yazarken; ne de olsa bu şehir tarihi boyunca tam 66 tapınağa ev sahipliği yapmış. Bugün, savaş ve istilaların neden olduğu yıkımlardan sonra Luang Prabang’da hala 32 Wat var. Ve bu tapınaklar Lao Halkı için çok önemli ve değerli. 

Yukarıda da söylediğim gibi, şehirdeki en eski tapınak 1512 veya 1513 yılından kalma. Yani bizim Selimiye’den sadece 62 yıl önce inşa edilmiş, Ayasofya’dan ise neredeyse bin yıl sonra;  tam olarak 976 yıl… Üstelik de bu Wat, bizimkilere kıyasla mimari anlamda son derece “basit”. Fakat olaya bu şekilde bakarsak daha en baştan kaybederiz diye düşünüyorum. Gezgin olmanın –bence- en önemli koşulu, gezdiğimiz diyarların ruhunu anlamaya çalışmak konusunu baştan kaçırırız sanki. Tamam, birbiri ardına bir sürü tapınak görmek insanı gerçekten “bayıyor” fakat her birinin farklı birer öyküsü olan bu Wat’lar saygıyı da hak ediyorlar. Sanırım burada demek istediğim şu; eğer Luang Prabang’a giderseniz, dönüşünüzde az önce benim kurduğum “çok da ilgimi çekmemiş olmalı ki hiç fotoğrafını çekmemişim” benzeri bir cümleyi dilerim hiçbir tapınak için sarf etmezsiniz. 

Luang Prabang’daki tapınak sayısını duyan bir arkadaşım doğal olarak “Neden bu kadar çok tapınak var peki?” diye sormuştu. Bunu biraz Karl Marx’ın meşhur “Din toplumun afyonudur” sözüyle açıklayabiliriz belki ama sanırım daha çok yukarıda sözünü ettiğim Wat’ların sadece Wat olmamasıyla açıklamalı. Ve biraz da Laos’da Keşiş olmakla. Budist Lao Halkı oldukça dindar. Tüm ülkede keşişlere büyük saygı duyuluyor ve neredeyse her Laoslu erkek hayatının bir dönemini tapınakta geçiriyor. Bu tapınaklar erkeklerin Budizm eğitimi aldıkları birer merkezin ötesinde, çalışarak azla yetinmeyi ve disiplini öğrendikleri ve daha güçlü birer birey oldukları yerler. Eskiden halkın gözünde her tapınak bir üniversiteyken şimdilerde özellikle uzak köylerde yaşayan aileler küçük çocuklarını “ücretsiz” eğitim alabilsinler diye gönderiyorlarmış bu Wat’lara.

Eminim Lao Halkında da bizdeki "askerlik yapmayan erkeğe kız vermeme" âdeti benzeri, tapınakta en az bilmem kaç ay geçirmeyen erkeğe kız vermeme geleneği vardır… Bir de bu “geçici” de olsa keşişliğin Lao toplumundaki önemini anlatacak küçücük bir not; Lao Budizm’indeki (Therevada Budizmi) yaygın inanca göre kadınların Nirvana’ya ulaşabilmelerinin bir koşulu da yeniden dünyaya erkek olarak gelmeleri; erkek olup tapınaklarda hizmet edebilmeleri...

Adam gibi fotoğrafını bile çekmediğim ve dolayısıyla bir özür borçlu olduğum Wat Aham’ın ardından Phou Si Tepesine doğru yola çıkıyoruz. Burada tepe ile aynı ismi taşıyan bir Wat olsa da amacımız farklı. Yaklaşık üç yüz merdiveni, yukarıdaki harika manzaranın hatırına tırmanıyoruz. Bu şehirde yapılacaklar listesinin belki de en başında, işte bu bir tarafında Mekong diğer tarafında ise Nam Khan nehirleri olan Luang Prabang manzarasına karşı güneşin batışını izlemek var.

Tepeye tırmanırken, merdivenlerin iki yanında karşımıza çıkan heykelleri yakından görmek için küçük molalar veriyoruz. Bunlar Buda’nın haftanın günlerine göre farklı pozisyonlardaki heykelleri. Budistler Buda’nın yaşamındaki bazı önemli olayların haftanın belirli günlerine denk geldiğine inanıyorlar. Ve bu olayları temsil eden haftanın her günü için de farklı pozisyonda bir Buda heykeli var. Doğal olarak Lao Halkı için de haftanın hangi günü doğdukları önemli. Kendi yaşamları ile Buda’nın yaşamında o gün gerçekleşen olay arasında bir bağlantı olduğuna ve bunun karakterlerini şekillendireceğine inanıyorlar. Sözgelimi; eğer Pazartesi doğmuşsanız ciddi bir insansınız, güçlü bir hafızanız var ve seyahat etmekten hoşlanıyorsunuz. Yetenek gerektiren bir mesleğe sahip olma olasılığınız da yüksek. Bu arada Ben de bir Pazartesi günü doğmuşum...(Haftanın günlerine göre farklı heykeller ve "Budist falınız" için buyurun size ayrıntılı bir link)

Ve Fotoğraflar; 

Phou Si Tepesi öncesi nehir manzaraları

Bu da bir önceki Fotoğrafın diğer tarafı

Cumartesi Buda'sı;
Buda tam Lotus pozisyonunda meditasyon yapıyor

Salı Buda'sı; Buda sağ tarafına yatmış, başını eline dayamış dinleniyor.

Haftanın günlerinden birine ait olmayan bir Buda Heykeli

Yol üzerinde karşılaştığımız bir sürü Keşişten biri

Phou Si'nin tepesinden Luang Prabang

Aynı noktadan bir fotoğraf daha

Ve Phou Si'den günbatımı...

Gece Marketi 


Phou Si Tepesinde, harika Luang Prabang manzarası üzerine günbatımını izledikten sonra aşağıya, yeni kurulmakta olan Gece Pazarına iniyoruz. Gece Pazarı her akşam Sisavangvong Road üzerinde gün batımıyla yavaştan kurulmaya başlıyor ve gece 22.00-22.30’a kadar açık. Zaten caddenin iki yanında çok sayıda Restoran ve Bar var. Geceleri yolun üzerinde kurulan bir sürü hediyelik eşya, el sanatları satılan tezgâh da onlara katılınca, akşamları cadde bayağı kalabalık ve şenlikli bir hal alıyor. Ufak tefek hediyelik almak istiyorsanız eğer burası tam yeri. Tezgâhlardaki sevimli satıcılar “Sa-bai-dee” diyerek sizleri selamlayıp ardından “Buy something” diyorlar gülümseyen yüzleriyle. 

Fakat something’in son hecesi mutlaka uzatılıyor. 


Sürecek



3 yorum:

  1. Yazınızı keyifle okudum. Kadrajlarınıza sağlık.
    Ben perşembe günü doğmuşum :)

    YanıtlaSil
  2. Ah, yeniden hayalimde canlandi Laos seyahatim ve guzelim Luang Prabang sokaklari, insanlari. Bir de "Hello Madaaaam, buy somethiiiiing" kulaklarimda cinladi :)) Her zamanki gibi cok guzel bir yazi olmus.

    Sevgiler

    Şilan

    YanıtlaSil
  3. hocam elinize sağlık keyif alarak bende hatırladım yeniden luang prabangı.geçtiğimiz mart ayının sonlarına doğru luang prabanga gitmiştim ve şehirdeki o sakinlik benim gibi kaotik şehirleri seven birini bile mest etmişti.asyanın genelinin ve yaşadığım bangkokun tersine oldukça temizde bir şehirdi.yerlerde hiç çöp göremeyince sigara izmaritini cebime koymak zorunda kaldığım an geldi aklıma askerdeyken bile yapmadığım birşeydi :)
    eidolon

    YanıtlaSil