7 Şubat 2014 Cuma

Vietnam Laos Kamboçya Seyahatnamesi 9



Saklı ve Güzel Ülke; Laos

Biraz daha Luang Prabang



İnsanoğlu tuhaf gerçekten. İşe gitmek için 7.30’da kalkmak zül gelirken, Luang Prabang’da, Alms Round’u izlemek için iki sabah üst üste 5.30’da yataktan heyecanla fırlamak nasıl bir şeydir biri bana anlatsın lütfen...

Budizm’de Keşişler yemek pişirmek ve saklamak gibi dünyevi işlerle ilgilenmiyorlar. Böylece Tapınaklardaki yaşam basitleşirken, spritüal yaşamlarını zenginleştirmeye de daha çok zaman ayırabiliyorlar. Alms Round geleneği de bu işte sebepten doğmuş; yemek pişirmek gibi dünyevi işlerle ilgilenmeyen Keşişlere ihtiyaçları olan yiyecekleri halk sunmaya başlamış. Bugün Luang Prabang’da, her sabah gün doğumuyla birlikte çok sayıda keşiş, ellerinde kendilerine sunulacak yiyecekleri sakladıkları Alms kapları ile tapınaklarından çıkıp yollara dökülüyorlar. Diz çökmüş halde onları saygıyla beklemekte olan halk da hazırladığı yiyecekleri sırayla önlerinden geçen keşişlere sunuyor. Ve bu sunulan yiyecekler de Keşişlerin tek öğünü...

Yukarıda Alms Round dedim, sanırım bunu biraz açmalıyım. Alms’ın sözcük anlamı yardım. Fakat bizdeki Zekât gibi, yoksullara ya da ihtiyacı olanlara verilen türden bir yardım. Oysa Laos’daki bu gelenekte işler farklı. İnançlı Budistlerin yaptığı klasik anlamda bir yardım değil. Aksine saygıyla sundukları yiyeceklerin, Keşişlerce kabul edilmesini diledikleri, bundan mutluluk duyacakları bir durum var burada. Keşişler de yiyecek bulamayacak kadar fakir değiller zaten. Sadece dünyevi işlerden uzak duruyorlar. İşte bu yüzden Alms Round’u; "Yardım Turu" gibi eğreti bir şekilde çevirmektense olduğu gibi kullandım yazarken. Ayrıca yaygın kulanılan İngilizce Alms Round sözcüğünün Lao dilindeki karşılığı da; Tak Baat... 

Sabahın altısında inceden bir ayazda hafif içim titrerken konakladığımız Ancient Luangprabang Otelin biraz ilerisinde fotoğraf makinem elimde beklemeye başlıyorum. Yerel halk çoktan kaldırım üzerinde diz çökmüş, önlerindeki kapların içinde haşlanmış pirinç topakları, mandalina ve ne olduğunu bilmediğim başka şeyler hazır bekliyorlar. Aralarında tek tük törende aktif rol almak isteyen turistler de var. Ama daha kalabalık olan benim gibi elinde fotoğraf makinesi olanlar. Bu töreni izlerken dikkat etmeniz gereken bazı kurallar da var tabii ki. Bir kere uygun giyinmelisiniz; uzun kollu bir şeyler ve pantolon giymelisiniz (hem kadın hem de erkekler için geçerli ve sunum yaparken ayakkabılar çıkarılmalı). Eğer herhangi bir yiyecek sunmayacaksanız Keşişlere yaklaşmamalısınız. Sunacaksanız da başınız mutlaka Keşişlerin başlarından daha aşağı seviyede olmalı. Tören boyunca sessiz kalmalısınız. Ve bence en önemlisi fotoğraf çekeceğim diye objektifinizi Keşişlerin burnuna sokmamalısınız ve asla flaş yok...


Bir süre sonra sabahın ayazına rağmen ayakları çıplak keşişler, üzerlerinde bildik turuncu giysileriyle tek sıra halinde geliyorlar. Kaldırımda diz çökmüş kendilerini bekleyenlerin önünden sessizce geçerken kaplarını açıp kendilerine sunulan yiyeceklerin konulmasını bekliyorlar. Gerçekten farklı bir an; sırf Alms Round’u izlediğim o topu topu 15 dakikanın hatırına bile buralara kadar gelmeye değer diye düşünüyorum.

Ve kimseyi rahatsız etmeden "flaşsız" çekilmiş birkaç Alms Round fotoğrafı; 




Bu da Seyahat Yazarı ve Fotoğrafçı Steve Davey'den bir kare
(www.stevedavey.com)

Ben iki sabah art arda izlediğim Alms Round töreninde turistlerin neden olduğu rahatsız edici herhangi bir davranışla karşılamadım açıkçası. Fakat internette, özellikle de kişisel bloglarda bu konuda yazılmış bir sürü şey var maalesef. En çok şikâyet edilenler de, en iyi pozu yakalamak uğruna Keşişlere iyice yaklaşıp törenin ahengini bozan fotoğraf manyakları… Bu tiplerden hangimiz şikâyetçi olmadık ki zaten? Bir de töreni sessizce izlemek yerine, aktif rol alan ve Keşişlere yiyecek bir şeyler sunan turist sayısının giderek artmasından duyulan endişe var. Bu “aktif” turist sayısından rahatsız olan Luang  Prabang halkının, Alms Round’a eskisi kadar hevesle katılmadığını ve yakında bu eski geleneğin tamamen ticari bir turist atraksiyonuna dönüşebileceğini söyleyen bir makale okudum sözgelimi. Bu olasılık insanı üzüyor gerçekten. Alms Round turistlerin Keşişlere Snickers veya Oreo sunduğu bir abukluğa dönüşmeden Luang Prabang’a gidin derim… 

Alms Round sonrası kahvaltı için otele uğradıktan sonra günün ilk durağı Sabah Pazarı oluyor. Yolunuz düşerse, sabahın erken saatlerinden itibaren açık olan bu ilginç Pazarı kahvaltı sonrası yani “tok” ziyaret etmenizi öneririm. Çünkü tezgâhlarda satılan yiyecekler pek damak zevkimize uygun değil; jel halinde satılan öküz kanı, yılan, pişirilmiş veya pişirilmemiş halde kurbağa, yarasa, sakatat ve her türlü böcek gibi farklı bir sürü şey bulabilirsiniz. Damak zevki dediğimiz şey malum biraz genetik biraz da doğduktan sonra ne ile beslendiğimizle ilişkili. O yüzden hepimiz annelerimizin yemeklerine bayılırız ya. Ve yine aynı nedenden ötürü Lao Halkını “insan bunları nasıl yer?” diye yargılamamalı… Üstelik kötü bir haber de vereyim; AB raporlarına göre 2050 de 9 milyar kişinin protein ihtiyaçlarının karşılanması gerekecekmiş ve bildik kaynaklar da bunun için yeterli olmayacak maalesef. Arnold van Huis isimli Hollandalı bilim insanı da gittikçe kalabalıklaşan dünyada et fiyatlarının yükselmesiyle protein ihtiyacımızı böceklerden karşılamamızın hem çevre hem de vücudumuz için daha sağlıklı olacağını savunuyor. Tamam, moralinizi bozmayın, bir de iyi haberim var; yaşlandıkça dilimizdeki tat tomurcuğu sayısı azaldığından yeni tatlara karşı duyarlılığımız azalıyor. Luang Prabang pazarındaki az önce saydığım yiyeceklere bile alışabilirsiniz yani…


Sabah 8:00 gibi açılan Pazarda tezgahlar hazırlanıyor

Hazır pişirilmiş yemekler

Et Reyonu

Yenmeye hazır balık ve kurbağalar

Lezzetli -ciddiyim!- Mekong Balıkları

Yarasa eti denemek ister miydiniz?

Sabah Pazarı sonrası gezdiğimiz Wat Mai Suwannaphumaham şehirdeki en büyük tapınaklardan biri. Burası uzun yıllar Kraliyet Ailesinin ibadet ettiği tapınak olmuş. Lao Budizm’inin ruhani liderinin de ikametgâhıymış.  Ayrıca kabartma resimleri ile ünlü.

Tapınak sonrası karşımıza çıkan bir okulda çocuklarla bir süre şakalaşıyoruzYeri gelmişken önemli bir not; Hani bazen sevimli bulduğumuz çocukları, hafifçe başlarına dokunup da saçlarını okşarız ya; işte Laos’da asla bunu yapmayın. İnsanların özellikle de çocukların başlarına dokunmayın. Bu çok büyük bir kabalık olarak algılanıyor...

Sonraki durağımız Luang Prabang’daki en büyük ve belki de en önemli tapınak oluyor; Wat Xieng Thong (Altın Şehir Tapınağı). Burası Mekong ve Ham Khan Nehirlerinin birleştiği noktada kurulmuş. Lao Kralları bu tapınakta taç giyerlermiş. Bir de bu Wat Buda’nın öyküsünün anlatıldığı duvar resimleriyle biliniyor.

Aslında bu Wat’larla ilgili anlatılacak çok fazla şey var ama sizleri “baymamak” adına kısa keseyim. Eğer aranızda gerçekten ilgi duyan varsa önerebileceğim bir link var; Bino Caiña isimli freelance fotoğrafçı ve seyahat yazarı Frameless World isimli sitesinde her bir Wat'ı çok güzel anlatmış. 

Wat Xieng Thong’un ardından yürüyerek nehri kenarına gidip Mekong turu için Laos’a özgü dar ve çok uzun tekneye geçiyoruz. Bu Vietnam’daki Vihn Long’dan sonra ikinci Mekong turumuz ve kesinlikle ben bu kahverengi akan nehri seviyorum… 

Bir süre manzaranın keyfini çıkardıktan sonra ilk durağımız Ban Xanghai köyü için karaya çıkıyoruz. Burası başıboş köpeklerin ve çocukların sokaklarda oynadığı, kadınların çamaşır ve bulaşıklarını uluorta yıkadıkları tipik bir Laos köyü olmanın ötesinde, yerel pirinç şaraplarıyla ünlü. Burada Lao –Lao denilen ve cinsel gücü artırdığı iddia edilen, akrep veya yılanlı pirinç şaraplarının nasıl yapıldığını izleyip ardından da tadına bakıyoruz. (Çok da beğendiğimi söyleyemem ve cinsel güç üzerindeki etkisini değerlendirebilmek için de bir yudum yeterli değildir, değil mi?) Pirinç şarabı dışında ipek dokumalarıyla da tanınan bu küçük köyde bir de renkli tapınak ziyaret ettik.

Ardından nehir boyunca dimdik yükselen bir kayalığın içinde, özellikle oyulmuş gibi duran Pak Ou Mağaralarına gidiyoruz. Teknemiz küçük bir iskeleye yanaşıyor ve içerisinde irili ufaklı yüzlerce Buda heykeli olan mağaralardan önce daha aşağıdaki küçük olanına gidiyoruz. Ardından da daha yukarıdaki büyük olanını görmek için bir sürü merdiveni tırmanıyoruz. Mağaralar yerel halk için oldukça kutsal bir mekân. Nisan ayında, Lao yılbaşında yüzlerce kişi mağaraları ziyaret edip Buda heykellerini yıkama törenlerine katılıyormuş. Mağaralardan daha ilginç olansa merdivenlerde karşımıza çıkan ve ellerindeki kafesleri bize gösterip para isteyen çocuklar oluyor. Ellerindeki Kafeslerde yakaladıkları serçe benzeri küçük kuşlar var ve birkaç Kip (Laos para birimi) karşılığında kuşları serbest bırakıyorlar… Bir zamanlar bizde de olan bir geleneğin turistik hali. Osmanlı’da kuş satın alıp, azat etmek merhameti gösteren bir sevapmış. Evliya Çelebi’nin anlattığına göre, kibar bey ve hanımlar tatil günleri İstanbul’da kurulan büyük kuş pazarlarına gider, parayla satın aldıkları rengârenk kuşları gökyüzüne salarlarmış. Fakat Osmanlı’da olmayan bir Laos geleneği ise; para karşılığında kafesteki tarla faresini azat etmek… Evet, bunu da gördüm!

En iyimser tabirle salaş diyebileceğim bir restorandaki öğle yemeğinin ardından başka bir köye geçiyoruz. Burası çömlek yapımıyla meşhur. Fakat köyün kendisi çömlek yapımından çok daha ilginç geliyor bana. Bir süre etrafta dolaştıktan sonra köyün hemen yakınında henüz hizmete açılmamış bir otelin nehir manzaralı terasında oturup günbatımının keyfini çıkarıyoruz. 

Büyük olasılık o tesis ve başkaları çoktan açılmış, hizmet veriyorlardır. Ve umarım Mekong kıyısı zamanla bu tip otellerle kaplanmaz…

Ve Fotoğraflar; 

Wat Mai Suwannaphumaham'ın Buda heykelleri 

Anaokulu bahçesinden...

Wat Xieng Thong

Wat Xieng Thong'da Buda'nın öyküsünün anlatıldığı duvar resimlerinden

Wat Xieng Thong
Duvardaki kabartmalardan ayrıntı

Wat Xieng Thong'dan son kare

Laos'a özgü tipik dar ve çok uzun tekne

Tekne turundan Mekong manzaraları

Mekong'dan bir kare daha

Ban Xanghai'nin ünlü Pirinç Şarapları

Ban Xanghai'de yaramazlık peşinde bir çocuk

Ban Xanghai'deki tapınağın çatısından.
Laos'a özgü süsleme; Dok so fa.

Biraz daha Mekong

Pak Ou Mağaraları

Pak Ou, aşağıdaki mağaradan

Pak Ou, çok daha büyük olan yukarıdaki mağaradan 

Azatçı veletler

Laos köyü market ve kahvesi

O tarihlerde henüz açılmamış lüks otel 

Mekong'da gün batımı


Sürecek


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder