26 Ekim 2014 Pazar

Afrika Günlüğü 2


Namibya Botsvana ve Zimbabve Seyahat Notları



Neredeen Nereye?

Neredeyse tamamı yolculukla geçen bir önceki günü saymazsak gezinin ilk sabahında Namibya’nın başkenti Windhoek’deyiz ve erkenden “çakma” otobüsümüzle yollara düşüyoruz. Önce kısa bir şehir turu yapacağız, ardından da hedefimiz Atlas okyanusu kıyısındaki Swakopmund... 

Önce neden “çakma” otobüs, onu açıklamalı. Namibya’da geçirdiğimiz süre boyunca hemen her gün, uzun mesafeleri katettiğimiz otobüsümüz besbelli zamanında bir kamyonmuş. Muhtemelen de oralarda bir sanayi'de arka tarafı otobüs haline getirilmiş. Üst kısmına açılabilir bölümler eklenmiş ki bu bölümlerin fotoğraf çekebilmek için ne kadar faydalı olduğunu birkaç gün sonra Etosha Ulusal Parkında anlayacağız. Aracımızla ilgili son not; Bence bir Ulusoy veya Varan Setra’sı olmasa da rahattı...

Başkent’te Pazar sabahı, sokaklar bir hayli tenha. Önceki yazıda da dediğim gibi modern ama sıkıcı bir şehir. Pek çok sokak ismi hala Almanca olsa da önemli caddelerden birinin ismi Fidel Castro. Çok sayıda müstakil, genellikle Akdeniz tarzı Villa tipinde ev var. Etrafları yüksek duvarlarla çevrili, ayrıca duvarların üzerinde de elektrikli teller var. Hırsızlık çok yaygınmış. Anlayacağınız geceleri tek başınıza “turist turist” sokaklarda dolaşabileceğiniz şehirlerden değil.

Namibya’nın yüzölçümü 825 Bin kilometrekareden biraz daha fazla (Türkiye’den daha büyük). Nüfusu ise sadece 2,5 Milyon kadar. Meşhur Şansölye Otto von Bismark önderliğindeki Almanlar buraları 1884 yılında sömürgeleştirmiş ve sonrasında ülke Alman Güneybatı Afrika’sı olarak tanınmış (Deutsch-Südwestafrika).

1900’ların hemen başında, muhtemelen daha sonraki yazılarda kendilerinden ayrıntılı olarak söz edeceğim Herrero ve Nama kabileleri, Alman sömürgecilere karşı ayaklanmışlar. Ayaklanma maalesef her iki kabileden yaklaşık 100 bin kişinin katledildiği bir soykırıma dönüşmüş. Her ne kadar bu rakam Almanların II. Dünya Savaşındaki Soykırım kariyerine kıyasla oldukça önemsiz gibi görünse de Nama nüfusunun yarısı Herrero’ların ise yüzde 80’i yok edilmiş. Küçük bir bilgi; dünyanın ilk “Toplama Kampları” da Afrika’da kurulmuş; İngilizler Güney Afrika’da ve Almanlar da bu topraklarda inşa etmişler “ilk” Toplama Kamplarını...

21 Ekim 2014 Salı

Afrika Günlüğü 1


Namibya Botsvana ve Zimbabve Seyahat Notları



Ekim 2014’de bazılarıyla Bhutan’a, bazılarıyla Güney Amerika’nın da güneyine gittiğim, bazılarıyla da kim bilir nereye gideceğim güzel insanlarla birlikte çıktığım Nar Gezi’nin Namibya Botsvana ve Zimbabve turundan izlenimlerimdir...






Neden Afrika?
Neden Namibya, Botsvana ve Zimbabve?

Gerçekten bilmiyorum. Önceden seyahat yazılarıma aşina olanlar hatırlayacaklardır, genellikle gittiğim ülkelerle, şehirlerle ilgili bana ilham veren filmler veya kitaplar vardır. “Falanca filmi izlediğimden beri o diyarlara  gitmek hayalimdi...” gibi cümleleri sık kullanırım. Fakat bu kez bana ilham veren hiçbir şey anımsamıyorum. Hatta yazının başında ismini saydığım ülkelerden herhangi birinde geçen bir film bile izlemedim, yanlış anımsamıyorsam.

Ve bir itiraf –ki birlikte seyahat ettiğim arkadaşlarım söylemek üzere olduğum şeyi okuduklarında büyük ihtimal hafiften bozulacaklardır- Afrika benim ikinci tercihimdi. Diğer alternatif Güney Amerika’ya (Venezuela, Ekvador ve Kolombiya), program işlerimin en yoğun olduğu döneme denk geldiği için gidemedim. Diğer taraftan ben yavaş yavaş da olsa tüm dünyayı gezme hayali kuranlardanım. Dolayısıyla Afrika kıtasının herhangi bir noktası benim için tabii ki çok heyecan verici, hele de ilk seyahatte. (İzninizle seyahat özgeçmişimdeki kısacık Kahire seyahatini Afrika olarak saymıyorum...)

Dolayısıyla geçtiğimiz 4 Ekimde, gece yarısını az geçe İstanbul’dan Johannesburg’a doğru THY’nin devasa Airbus’ı içinde uçarken heyecanlıydım tabii ki ama dersime çok da iyi çalışmamıştım açıkçası. Sadece tur programına göz gezdirmiş bir de bilgisayarıma Lonely Planet’in Botswana ve Namibia’sını pdf olarak indirmiştim. (İsteyenlere gönderebilirim bu arada, bana ulaşın...)