20 Temmuz 2015 Pazartesi

Saint Petersburg by Guest blogger Margarita Erözgen



Travelling Panda Presents; 


Spectacular St Petersburg






St Petersburg is a north-western city of the Russian Federation, also known as the “Northern Capital”, and is the second biggest city in Russia.

It was founded on May 27, 1703 by Tsar Peter the Great on the Neva River.

The Historic centre of Saint Petersburg and related groups of monuments constitute a UNESCO World Heritage Site. And this splendid city is one of the most popular tourism destinations.

15 Temmuz 2015 Çarşamba

Küba Notlarım 5


1 Mayıs'ta Küba'da olmak




Sosyalist Küba’da bu kadar coşkuyla kutlanan İşçi Bayramı 1 Mayıs’ın, Amerika Birleşik Devletlerindeki bir grup işçinin ilk kez patronlarına direndikleri tarih olması sizce de ilginç değil mi?

1886 yılında ABD’nin Chicago kentinde yaklaşık yarım milyon işçi ağır çalışma koşulları ve uzun mesai saatlerini protesto etmek için greve giderler. Tarih 1 Mayıstır. Ardından da 1 Mayıs tüm dünyada İşçi ve Emekçilerin Bayramı olarak kutlanır.

1 Mayıs’ta Küba’da olmakla ilgili takıntım ilk ne zaman başladı hatırlamıyorum. Büyük ihtimal seyahat virüsünün damarlarımda ilk kez dolaşmaya başladığı zamanlara denk geliyordur. Fakat her ne kadar kendimi hafiften sol eğilimli bir adam olarak görsem de bu takıntım 1 Mayıs’ın emekçiler için birlik ve dayanışma içeren o özel anlamından çok, o gün yani Mayıs ayının ilk günü Küba’da olmakla ilgili bir şey. Demek istediğim; Karnaval’da Rio’da, Sakura (Kiraz çiçekleri) zamanı Japonya’da veya Katrina mahvetmeden önceki haliyle Mardi Gras’ın başladığı Salı günü New Orleans’da olmak gibi... Eski Tüfek Solcu Ağabeyler bağışlasınlar lütfen!

Fakat eğer şansım olsaydı sanırım malum anlamıyla 1 Mayıs’ı eski SSCB’nin kalbi Kızıl Meydan’da izlemek isterdim. Çayeli’nde yaşadığımız ve Sovyet televizyonunu bizim yegane kanalımız TRT’den daha net izleyebildiğimiz o yıllardaki 1 Mayıs’ı hatırlarım. Her Türk gibi asker doğduğumdan Kızılordu’nun tören geçişini hayranlıkla izlediğim kalmış aklımda, hayal meyal da olsa... Askerlikle ilgili fikirlerim büyüyünce değişti tabii ki, meraklanmayın!

Nisan ayının son günü, güneş batmak üzereyken Küba’nın başkenti Havana’ya varıyor ve sonraki üç gece konaklayacağımız Melia Habana Hotel’e giriş yapıyoruz. Melia Habana, büyük, Küba standartlarına göre gösterişli ve lobisinde takım elbiseli beyler ve şık bayanlarla karşılaşabileceğiniz türden tipik bir başkent oteli. Odalar konforlu, açık büfe zengin ve Cerveza Bucanero hala güzel. (İspanyolca konuşulan ülkelere seyahat edecekler için gerekli sözcükler listesine ek; Cerveza: Bira )

Ertesi sabah saat 5’e doğru yola düşüyoruz. Hayır yanlışlık yok, daha sabahın “yazıyla” Beş’i bile değilken otobüste yerimizi alıyoruz. Hava henüz aydınlanmamış, hafiften bir yağmur çiseliyor. Buna rağmen Havanalılar sokaklarda; yalnız, gruplar halinde, bazıları yanlarında çocuklarıyla, bazıları üzerlerinde o güne özel “sloganlı” tişörtleri, çoğu da kırmızı ve olmazsa olmaz Che’li tişörtleriyle ve tabii ki ellerinde ulusal bayrakları sokaklardalar. Bazıları ise davul taşıyor yanlarında...

Havana’nın kalbi Devrim Meydanına (Placa de la Revolucion) yaklaştıkça kalabalık da giderek artıyor.