6 Eylül 2015 Pazar

Küba Notlarım 6



La Habana I



Mayıs ayının ilk günü Küba sokaklarında bulaşıcı, insanı içine çeken bir coşku ve mutluluk hali vardı sanki. Abartmıyorum...

Sabahın erken saatlerinde, kararsız bir yağmur aralıklarla çiselerken Devrim Meydanındaki 1 Mayıs kutlamalarından, Bağımsızlık Bulvarı; Avenida de la Independencia’ya dağılan kalabalık resmen gülüyor, eğleniyor. Bizi de aralarına alıyor bu coşkuya ortak ediyorlar. Büyük ihtimal Eski Toprak Ağabeyler bu durumu Sosyalizm’e bağlayacaklardır. Kısmen haklı da olabilirler ama ben bu insanlardaki “coşku ve mutluluk” halini biraz da sabahın çok erken saatlerinden beri içilen romlara bağlamak istiyorum.

Kalabalıktan ayrılıp bir kafede “uyanma” molası veriyoruz. Ne de olsa sabah 4 gibi kalktık. Yerel halkın takıldığı, turistik olmayan kafenin caddeye bakan balkonunda “süper” ucuz kahvemi yudumlayıp, törenden dönen Havanalıları izliyor, fotoğraflarını çekiyorum.

Küba’da malum, bir turistlere hizmet veren işletmeler var, bir de yerel halkın gittiği mekanlar. Turistik mekanlarda ancak CUC yani Convertible Peso ile alışveriş yapabilirsiniz. Yerel halk ise CUP yani Küba Pesosu kullanıyor. 1 CUC yaklaşık 25 CUP ve turistik bir kafede bir kahve içeceğiniz 1-2 CUC’a yerel halkın takıldığı bir kafede 6-7 kahve içebilirsiniz. Demem odur ki 1 CUC yaklaşık 1 Euro olduğuna göre sizi  uyandıracak nefis bir fincan kahvenin ederi de 50 kuruş civarı...

Kafede uyandıktan sonra, Sinan’a öğle yemeği için, henüz Devrim Meydanına çıkmadan belirlediğimiz buluşma noktasını bir kez daha soruyoruz ve kendimizi sokaklara atıyoruz; Buluşma yerimiz Avenida del Puerto üzerindeki birkaç turistik balık restoranından biri olan La Barca Restaurant.

Devrim Meydanından, kalabalığın içerisine karışıp Özgürlük Bulvarına dönmüştük. Oradan ilk sağa döndüğümüzde, sabah kahvemizi içtiğimiz küçük kafenin de üzerinde olduğu caddenin ismi Avenida Salvador Allende. Ve o caddenin sonundan El Capitolio’a kadar yolumuza devam ettiğimiz diğer cadde ise Simon Bolivar. Küba’da 1 Mayıs günü tam da böyle bir rota izlemek gerekirdi sanırım. İsimleri Devrim ve Özgürlük gibi “ağır” sözcükler olan veya isimlerini önemli şahsiyetlerden alan meydan ve bulvarlar; 1973’de CIA’in organize ettiği darbe sırasında öldürülen Şili’nin sosyalist Devlet Başkanı Salvador Allende ve Güney Amerikalı devrimci lider Simon Bolivar gibi.

Kafe çıkışı öylesine yürüyoruz sokaklarda. Ben her üç beş adımda bir durup fotoğraf çekiyorum. Bakımsız binaların caddeye bakan daha bakımsız cepheleri, yoldan geçen eski Amerikan otomobilleri, şaşırtıcı derecedeki geniş cadde ve bulvarlara açılan yine bakımsız, dar sokaklar ve Havanalılar... Her adımda bir fotoğraf karesi yakalayabilirsiniz emin olun.

Devrim meydanından dönen kalabalık giderek kaybolurken gündelik hayatları içerisindeki Havanalıların kalabalığı başlıyor. İnsanlar güler yüzlü. 1 Mayıs’ı kutlayan gençler alkolün de etkisiyle laf atıyorlar. Ama rahatsız edici değiller, daha çok eğlenceliler diyebiliriz. Fotoğraf makinelerimiz görür görmez havalı pozlar veriyorlar, birlikte fotoğraf çektiriyoruz veya ellerindeki Rom şişesini ısrarla bir fırt almamız için uzatıyorlar.